Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 1 Mayıs itibarıyla OPEC ve OPEC+ gruplarından ayrılacağını açıkladı. Bu beklenmedik karar, BAE’nin 50 yılı aşkın süredir üyesi olduğu petrol ihracatçıları birliği için ciddi bir darbe niteliği taşıyor. Özellikle, İran ile yaşanan gerginlikler ve küresel ekonomik belirsizlikler nedeniyle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar sırasında gelen bu ayrılık, Suudi Arabistan’ın liderliğindeki OPEC için önemli bir kayıp olarak değerlendiriliyor.
BAE, OPEC’ten ayrılmasının ardından petrol üretimini artıracağını duyurdu. Enerji Bakanı Suhail Muhammed El Muzrayi, bu kararın dünya genelindeki enerji ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğunu belirtti. El Muzrayi, ayrılığın bağımsız bir karar olduğunu ve diğer ülkelerle istişare yapılmadığını vurguladı. Böylece, BAE artık OPEC’in belirlediği üretim kotalarına tabi olmayacak ve istediği kadar petrol üretebilecektir.
Ayrıca, Körfez bölgesindeki üreticiler, Hürmüz Boğazı’ndaki İran tehdidi ve gemilere yönelik saldırılar nedeniyle ihracat yapmada zorluk çekiyor. BAE’nin ayrılması, ABD Başkanı Donald Trump için de önemli bir siyasi zafer anlamına geliyor. Trump, OPEC’in petrol fiyatlarını yükselttiğini öne sürerek, grubu eleştiren açıklamalarda bulunmuştu. BAE yönetimi, bu kararı, Washington’daki müttefiklerinden beklediği destekten yoksun kaldıklarını düşündükleri bir dönemde aldı.
BAE Başkanı’nın diplomatik danışmanı Enver Garkaş, Körfez Ülkeleri İşbirliği forumunda yaptığı konuşmada, Arap ülkelerinin İran saldırıları karşısındaki tutumunu eleştirdi. Garkaş, bölgedeki ülkelerin istenen askeri ve siyasi desteği sağlayamadığını belirterek, bu durumun enerji dengeleri ve askeri ittifaklar üzerinde kalıcı etkiler yaratabileceğinin altını çizdi. Bu gelişmeler, Orta Doğu’daki enerji dinamiklerinin önümüzdeki dönemde değişebileceğine dair önemli sinyaller veriyor.