Türkiye’deki sendikalarda son yıllarda dikkat çeken bir durum, aile üyelerinin yönetim pozisyonlarına atanması. Yarım asırdır görevde olan Dok Gemi-İş, Toleyis ve Belediye-İş sendikalarının genel başkanları, kendi çocuklarını genel başkan yardımcılığına getirerek sendikaları adeta birer aile şirketine dönüştürmüş durumda. İşçi haklarını korumak amacıyla kurulan bu sendikalar, şimdi ‘baba-oğul’ yönetimiyle yönetiliyor.
Dok Gemi-İş Sendikası’nın genel başkanı Hüseyin Necip Nalbantoğlu, 1991 yılından bu yana 35 yıldır koltuğunda oturmakta. Oğlu Emre Ahmet Nalbantoğlu, 2014’te askerden döner dönmez Tuzla tersanelerinde işe başladı ve kısa süre içinde sendikanın Marmara Şube Başkanı oldu. 2015 yılında yönetim kuruluna seçilen Emre Ahmet Nalbantoğlu, şu anda sendikanın genel başkan yardımcısı olarak görev yapıyor.
Toleyis Sendikası’nın 49 yıllık genel başkanı Cemail Bakındı da benzer bir yol izledi; oğlu Murat Bakındı, iş hayatının ilk yılında sendika yöneticisi oldu ve 2019’dan itibaren genel sekreterlik, ardından da 2023’te genel başkan yardımcılığı görevini üstlendi.
Belediye-İş Sendikası’nın uzun süredir başkanı olan Nihat Yurdakul da oğlu Murat Yurdakul’u çeşitli görevlerle destekledi. 2025’te Ankara Şube Başkanı olan Murat Yurdakul, geçtiğimiz genel kurulda babasının hazırladığı tek liste ile seçime girdi ve genel başkan yardımcılığına yükseldi.
Ancak bu durumun beraberinde bazı olumsuzluklar da getiriyor. Sendika başkanlarının çocuklarıyla ilgili davalar ve iddialar gündemde. Örneğin, Belediye-İş Sendikası başkan yardımcısı Murat Yurdakul’un dolandırıcılık davasıyla anılması dikkat çekiyor. Benzer bir şekilde, Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın’ın oğlu Yuşa Yalçın da TOKİ’den alınan araziler üzerine yaptığı lüks konut projeleriyle eleştiriliyor. Ayrıca, Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan’ın oğlu Osman Arslan’ın ismi, Merkez Bankası soruşturmasında geçiyor.
Ülkemizde iyi eğitim almış gençlerin, yüksek işsizlik ve güvencesizlik sorunlarıyla karşılaşırken, soyadı avantajı olan bazı gençlerin hızlı bir yükselişle lüks bir yaşam sürmeleri dikkat çekici. Kamu kurumlarında yaşanan liyakatsizlik, sendikalarda da kendini gösteriyor; bu durum emek mücadelesini olumsuz etkiliyor ve işçi haklarını savunacak kadroların yönetime gelmesini zorlaştırıyor. Sonuç olarak, emeğin milli gelirden aldığı pay hızla azalıyor.